
Aşkımın Güneyinde
Mevsim bahara yaklaşırken sığınaklarından biri olan
Kadıköy’deki o kafede buldu kendini Irmak. Yeşilçam
müzikleri kulağında, duvarda nostaljik resimlere bakarak
kahvesini yudumlamaya başladı. Üst üste kaybettiği
sevdikleri, anılarla belirdi gözlerinde. Güçle ayakta
kalmaya çalışırken aslında hâlâ olanlara inanamadığını,
zorlandığını fark etti. Bir anda gözlerinden yaşlar
akmaya başladı. Duyguların bastırılmadan yaşanması
gerektiğine inanırdı hep. Müziklerle yalnız kaldığında,
farkında olmadan içinde biriken tüm o acı, çaresizlik
ve yalnızlık hissi karların erimesiyle çağlayan şelale
gibi akıyordu ruhundan dışarı. Zonklayan ve alev gibi
yanan alnını sakinleştirmek için ovalamaya başladı.
“İyi misiniz? Kolonya iyi gelir abla,” dedi bir genç kız.
Gülümsedi. Sonra gözleri akvaryuma takıldı. Arada
konuştuğu küçük balık oradaydı. Küçük balık bazı
günler kocaman akvaryumu alabildiğine turluyor,
bazen küçücük dar bir alanda geziniyordu. O akşam
akvaryumun dibinde hareketsiz duruyordu. Ara sıra
oksijenin fazla olduğu alana gidip yerine dönüyordu.
Irmak konuşmaya başladı balıkla.